7 Şubat 2016 Pazar

Mutluluğun formülü: Özgür Yazılım Projeleri Yapmak/Katkı vermek

Dünyanın büyük çoğunluğu yaşam savaşı verirken benim gibi durumu iç güveysinden hallice beyaz yakalı tayfasının sınıfsal olarak arada derede kalmış, bir türlü mutlu olamayan, sürekli boşluk içinde kıvranan hayatının tek arayışı olan mutluluk...

Tarihin başlangıcından bu yana mutluluğun ne olduğu ve nasıl yakalanacağı konusunda bir hayli lakırdı edildi ve edilmeye devam ediyor. Tabi ki bu yazıyı bitirdiğinizde de bu sorularınıza cevap bulmuş olmayacaksınız. Ama kendi yapmaktan mutlu olduğum şeyleri, başkaları da yapınca mutlu olur belki diye paylaşmak istedim.

Mutluluğun sürekli bir fonksiyon olmadığını bir türlü kabul edemememiz sürekli mutsuz kalmamızdaki birinci neden. İkincisi ise insan bencildir öğretisi. Hayatta kalmamızı bu içgüdü sağlıyormuş. Bunu tam olarak yalanlayamayız evet ama özgeciliğin (diğerkamlık) canlı türlerinin (sadece insan topluluklarının değil diğer canlı türlerinin de) hayatta kalabilmesine sağladığı katkıya hakkı yeterince teslim edilmemektedir. Hatta biraz daha ileri giderek bu katkının bilerek, sistematik bir şekilde görmezden gelindiğini söyleyebilirim. Bize hep ne kadar bencil olursak o kadar mutlu olacağımız söyleniyor ve hatta dünyanın bu fikir tarafından yönetildiğini hepimiz biliyoruz (ayrıca bakınız: kapitalizm, bireycilik, rasyonel bencillik). Mutluluğun gerçekten de bencillikte olmadığını her gün giderek üstel olarak artan bir doğrultuda öğreniyorum.


Gelelim bu üç paragrafın özgür yazılım ile alakalı kısmına. Yaklaşık bir sene önce, Akademik Bilişim 2015 konferansı öncesi kurslarda üniversiteden arkadaşım Ahmet Can ile dört günlük “Python ve Django ile web uygulaması geliştirme” kursu vermiştik. Kursa kayıt süreçlerinin çok fazla bilek gücü gerektirmesi ve Mustafa Akgül hocanın bunlarla tek başına başa çıkmaya çalışması dolayısıyla bu süreci mümkün olduğunca otomatik hale getirmek için kolları sıvadık. Bir kayıt paneli oluşturmaya karar verdik. Lakin bir çok konuda defalarca tartışıp, kavga edip, küsüp sonra tekrar barıştıktan sonra Akademik Bilişim 2016 öncesi kurslara kayıt almaya başlama tarihi olan 2 Ocak'tan yaklaşık 1 ay öncesine kadar didişmekten pek bir şey kodlayabildiğimizi söyleyemeyeceğim:) Bir aylık sürecin sonunda kayıt almaya başlayıp ve dahi kurslar başlayana kadar bu sistemi adam etmek için uğraştık. Bizim için küçük insanlık için önemli bir adımmış. Bu işe girişmeden önce ve yaparken hep neden bu işe bu kadar takıldığımı düşünüp durdum. Çoğu zaman iş yerinde girdiğimden daha çok strese girip bu işi bitirmek için uğraştık Ahmet'le. Ne içindi? Buna şöyle cevap veriyordum: ikimizde çalışmayı çok seven insanlarız ve insan enerjisini her zaman sadece patronları bir üst model araba alabilsin diye harcamamalı. Akademik Bilişim öncesi kursların bir çok insanı bilişime kazandırdığına ve dokunduğu insanlara gerçekten değer kattığına inanıyorum. Bu kurslardan daha fazla insanın faydalanabilmesi için bilek gücü gerektiren işlerin azalması gerekiyor. Sadece bu düşünce bile insanı motive etmeye yeterli iken bir de kurslar esnasında neredeyse her gören eğitmenin dönüp teşekkür etmesi ayrı bir mutluluk kaynağı oldu bizim için. Günlük hayatta 8-17 mesai saatleri içerisinde (ne kadar özveri ile yapmış olursanız olun) yaptığınız işler için teşekkür almazken (ya da lafın gelişi teşekkür ediliyorken), topluluğa yapılan katkıların böyle içten teşekkürleri insanı gerçekten mutlu ediyor. Mutlu olmak için siz de bir özgür yazılım projesi oluşturun veya katkı verin. Emin olun yüzde yüz çalışıyor;)